<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>siberseyyah.com</title>
	<atom:link href="http://www.siberseyyah.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.siberseyyah.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Dec 2011 07:40:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Google&#8217;ın 8 Şaşırtıcı Özelliği</title>
		<link>http://www.siberseyyah.com/2011/12/15/googlein-8-sasirtici-ozelligi/</link>
		<comments>http://www.siberseyyah.com/2011/12/15/googlein-8-sasirtici-ozelligi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Dec 2011 07:38:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mhersan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[youtube]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.siberseyyah.com/?p=105</guid>
		<description><![CDATA[1-) Do A Barrel Roll: Arama yaparken bir savaş uçağında gibi hissetmek ister misiniz? “do a barrel roll” yazdığınızda arama sayfasının döndüğünü göreceksiniz 2-) En yalnız sayı hanigisi: Google’a zor...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.siberseyyah.com/wp-content/uploads/2011/12/google.jpg"><img src="http://www.siberseyyah.com/wp-content/uploads/2011/12/google.jpg" alt="" title="google" width="661" height="322" class="alignleft size-full wp-image-106 colorbox-105" /></a></p>
<p>1-) Do A Barrel Roll: Arama yaparken bir savaş uçağında gibi hissetmek ister misiniz? “do a barrel roll” yazdığınızda arama sayfasının döndüğünü göreceksiniz</p>
<p>2-) En yalnız sayı hanigisi: Google’a zor sorular sormaktan çekinmeyin. mesela “What is the loneliest number” (en yalnız sayı hangisi) yazdığınız zaman Google’ın hesap makinesi, size “1″ cevabını verecek.<br />
Askew, gravity, recursion ve diğerleri</p>
<p>3-) Askew: Google’da “Askew” yada “tilt” aramalarını yaptığınız zaman, sayfanın biraz yana yattığını fark edeceksiniz.</p>
<p>4-) Google gravity: “Google gravity” yazın ve “Kendimi şanslı hissediyorum” düğmesine basın.Sayfadaki tüm öğelerin yerçekimine kapılıp düştüğünü göreceksiniz. İsterseniz fareniz yoluyla bu yığınla oynayabilirsiniz.</p>
<p>5-) Recursion: “Kendini sonsuz olarak tekrar etme” anlamında olan bu sözcüğü arattığınızda, Google size aynı aramayı yapmanızı öneriyor.</p>
<p>6-) Chuck Norris nerede: “Where is Chuck Norris?” yazarak aramasını yaptığınız zaman sizi Linkleri Görebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. Üye Olabilmek İçin Lütfen Buraya Tıklayınız. sitesine yönlendirilerek “Google Chuck Norris’i aramayacak, çünkü siz Chuck Norris’i bulamazsınız, o sizi bulur.” mesajıyla karşılaşışıyorsunuz.</p>
<p>7-) Pig Latin Google: Linkleri Görebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. Üye Olabilmek İçin Lütfen Buraya Tıklayınız. adresinden bozuk latince kullanan Google’a erişebilmek mümkün. Bu adresten ise Google’ı Latince, Korsan ve Klingon dillerinde yapılandırmanız da mümkün.</p>
<p>8- ) Ve Son Olarak Google’nin servislerinden birisi olan Youtube‘de video izlerken ileri – geri – üst -alt tuşlarına hızlıca basarak yılan oyunu oynayabilmek mümkün.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.siberseyyah.com/2011/12/15/googlein-8-sasirtici-ozelligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>LC Waikiki İnternet Mağazası Açıldı</title>
		<link>http://www.siberseyyah.com/2011/03/11/lc-waikiki-internet-magazasi-acildi/</link>
		<comments>http://www.siberseyyah.com/2011/03/11/lc-waikiki-internet-magazasi-acildi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Mar 2011 08:43:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mhersan</dc:creator>
				<category><![CDATA[E-Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.siberseyyah.com/?p=102</guid>
		<description><![CDATA[LC Waikiki İnternet Mağazası&#8217;nda %10 indirim. 10 Mart 2011 itibariyle açılan http://beta.lcwaikiki.com adresi üzerinden verilen siparişlerde etiket fiyatı üzerinden %10 indirim ve 50TL üzerindeki siparişlerde kargo bedava. http://beta.lcwaikiki.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://beta.lcwaikiki.com"><img class="alignleft size-full wp-image-103 colorbox-102" title="2rklm-indirim-01" src="http://www.siberseyyah.com/wp-content/uploads/2011/03/2rklm-indirim-01.jpg" alt="" width="231" height="160" /></a></p>
<p>LC Waikiki İnternet Mağazası&#8217;nda %10 indirim.<br />
10 Mart 2011 itibariyle açılan <a href="http://beta.lcwaikiki.com">http://beta.lcwaikiki.com</a> adresi üzerinden verilen siparişlerde etiket fiyatı üzerinden %10 indirim ve 50TL üzerindeki siparişlerde kargo bedava.</p>
<p><center><strong><a href="http://beta.lcwaikiki.com">http://beta.lcwaikiki.com</a></strong></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.siberseyyah.com/2011/03/11/lc-waikiki-internet-magazasi-acildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Süleymaniye&#8217;de Bayram Sabahı</title>
		<link>http://www.siberseyyah.com/2010/11/15/suleymaniyede-bayram-sabahi/</link>
		<comments>http://www.siberseyyah.com/2010/11/15/suleymaniyede-bayram-sabahi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Nov 2010 21:44:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mhersan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[süleymaniye cami]]></category>
		<category><![CDATA[Yahya Kemal Beyatlı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.siberseyyah.com/?p=80</guid>
		<description><![CDATA[“Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede,
Bir mehabetli sabah oldu Süleymaniye’de.”]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><a href="http://www.siberseyyah.com/wp-content/uploads/2010/11/suleymaniye-camii.jpg"><img class="size-full wp-image-81 aligncenter colorbox-80" title="suleymaniye-camii" src="http://www.siberseyyah.com/wp-content/uploads/2010/11/suleymaniye-camii.jpg" alt="" width="540" height="355" /></a></strong></p>
<p style="text-align: center;">Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede<br />
Bir mehâbetli sabah oldu Süleymâniye&#8217;de<br />
Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,<br />
Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi<br />
Yer yer aksettiriyor mavileşen manzaradan,<br />
Kalkıyor tozlu zaman perdesi her an aradan.<br />
Gecenin bitmeye yüz tuttuğu andan beridir,<br />
Duyulan gökte kanat, yerde ayak sesleridir.<br />
Bir geliş var!.. Ne mübârek, ne garîb âlem bu!..<br />
Hava boydan boya binlerce hayâletle dolu&#8230;<br />
Her ufuktan bu geliş eski seferlerdendir;<br />
O seferlerle açılmış nice yerlerdendir.<br />
Bu sükûnette karıştıkça karanlıkla ışık<br />
Yürüyor, durmadan, insan ve hayâlet karışık;<br />
Kimi gökten, kimi yerden üşüşüp her kapıya,<br />
Giriyor, birbiri ardınca, ilâhî yapıya.<br />
Tanrının mâbedi her bir tarafından doluyor,<br />
Bu saatlerde Süleymâniye târih oluyor.<br />
***<br />
Ordu-milletlerin en çok döğüşen, en sarpı<br />
Adamış sevdiği Allah&#8217;ına bir böyle yapı.<br />
En güzel mâbedi olsun diye en son dînin<br />
Budur öz şekli hayâl ettiği mîmârînin.<br />
Görebilsin diye sonsuzluğu her yerden iyi,<br />
Seçmiş İstanbul&#8217;un ufkunda bu kudsî tepeyi;<br />
Taşımış harcını gâzîleri, serdârıyle,<br />
Taşı yenmiş nice bin işçisi, mîmâriyle.<br />
Hür ve engin vatanın hem gece, hem gündüzüne,<br />
Uhrevî bir kapı açmış buradan gökyüzüne,<br />
Taa ki geçsin ezelî rahmete ruh orduları..<br />
Bir neferdir, bu zafer mâbedinin mîmârı.<br />
***<br />
Ulu mâbed! Seni ancak bu sabah anlıyorum;<br />
Ben de bir vârisin olmakla bugün mağrûrum;<br />
Bir zaman hendeseden âbide zannettimdi;<br />
Kubben altında bu cumhûra bakarken şimdi,<br />
Senelerden beri rüyâda görüp özlediğim<br />
Cedlerin mağfiret iklîmine girmiş gibiyim.<br />
Dili bir, gönlü bir, îmânî bir insan yığını<br />
Görüyor varlığının bir yere toplandığını;<br />
Büyük Allah&#8217;ı anarken bir ağızdan herkes<br />
Nice bin dalgalı Tekbîr oluyor tek bir ses;<br />
Yükselen bir nakaratın büyüyen velvelesi,<br />
Nice tuğlarla karışmış nice bin at yelesi!<br />
***<br />
Gördüm ön safta oturmuş nefer esvaplı biri<br />
Dinliyor vecd ile tekrar alınan Tekbîr&#8217;i<br />
Ne kadar saf idi sîmâsı bu mü&#8217;min neferin!<br />
Kimdi? Bânisi mi, mîmârı mı ulvî eserin?<br />
Taa Malazgirt ovasından yürüyen Türkoğlu<br />
Bu nefer miydi? Derin gözleri yaşlarla dolu,<br />
Yüzü dünyâda yiğit yüzlerinin en güzeli,<br />
Çok büyük bir iş görmekle yorulmuş belli;<br />
Hem büyük yurdu kuran hem koruyan kudretimiz<br />
Her zaman varlığımız, hem kanımız hem etimiz;<br />
Vatanın hem yaşayan vârisi hem sâhibi o,<br />
Görünür halka bu günlerde teselli gibi o,<br />
Hem bu toprakta bugün, bizde kalan her yerde,<br />
Hem de çoktan beri kaybettiğimiz yerlerde.<br />
***<br />
Karşı dağlarda tutuşmuş gibi gül bahçeleri,<br />
Koyu bir kırmızılık gökten ayırmakta yeri.<br />
Gökte top sesleri var, belli, derinden derine;<br />
Belki yüzlerce şehir sesleniyor birbirine.<br />
Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı?<br />
Üsküdar&#8217;dan mı? Hisar&#8217;dan mı? Kavaklar&#8217;dan mı?<br />
Bursa&#8217;dan, Konya&#8217;dan, İzmir&#8217;den, uzaktan uzağa,<br />
Çarpıyor birbiri ardınca o dağdan bu dağa;<br />
Şimdi her merhaleden, taa Bâyezîd&#8217;den, Van&#8217;dan,<br />
Aynı top sesleri birbir geliyor her yandan.<br />
Ne kadar duygulu, engin ve mübârek bu seher!<br />
Kadın erkek ve çocuk, gönlü dolanlar, yer yer,<br />
Dinliyor hepsi büyük hâtırâlar rüzgârını,<br />
Çaldıran topları ardınca Mohaç toplarını.<br />
***<br />
Gökte top sesleri, bir bir, nerelerden geliyor?<br />
Mutlaka her biri bir başka zaferden geliyor:<br />
Kosova&#8217;dan, Niğbolu&#8217;dan, Varna&#8217;dan, İstanbul&#8217;dan..<br />
Anıyor her biri bir vak&#8217;ayı heybetle bu an;<br />
Belgrad&#8217;dan mı? Budin, Eğri ve Uyvar&#8217;dan mı?<br />
Son hudutlarda yücelmiş sıra dağlardan mı?<br />
***<br />
Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?<br />
Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..<br />
Adalar&#8217;dan mı? Tunus&#8217;dan mı Cezayir&#8217;den mi?<br />
Hür ufuklarda donanmış iki yüz pâre gemi<br />
Yeni doğmus aya baktıkları yerden geliyor;<br />
O mübârek gemiler hangi seherden geliyor?<br />
***<br />
Ulu mâbedde karıştım vatanın birliğine.<br />
Çok şükür Allaha, gördüm, bu saatlerde yine<br />
Yaşayanlarla beraber bulunan ervâhı.<br />
***<br />
Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabahı.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Yahya Kemal Beyatlı</strong></p>
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;">Sesli Dinlemek İsteyenlere&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="360" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xfmq46?additionalInfos=0" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="360" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xfmq46?additionalInfos=0" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object><strong><a href="http://www.dailymotion.com/video/xfmq46_yahya-kemal-beyatli-suleymanyye-de-bayram-sabahi_shortfilms"><br />
</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.siberseyyah.com/2010/11/15/suleymaniyede-bayram-sabahi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zappos’un Başarı Hikayesi</title>
		<link>http://www.siberseyyah.com/2010/11/09/zappos%e2%80%99un-basari-hikayesi/</link>
		<comments>http://www.siberseyyah.com/2010/11/09/zappos%e2%80%99un-basari-hikayesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Nov 2010 07:54:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mhersan</dc:creator>
				<category><![CDATA[E-Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[amazon.com]]></category>
		<category><![CDATA[e-ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[zappos.com]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.siberseyyah.com/?p=72</guid>
		<description><![CDATA[İnternet üzerinden 3 milyon çeşit ayakkabı, giyim ve aksesuar alabileceğiniz, ücretsiz çift taraflı kargo (müşteriye gönderirken ve müşteriden iade alırken) imkanı sunan sanal ayakkabı mağazası.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde Zappos’un kurucusu Tony Hsieh’in yeni kitabı olan Delivering Happiness’in tanıtımına katıldım. Öncellikle bilmeyenler için kısaca Zappos’u özetlemem gerekirse; İnternet üzerinden 3 milyon çeşit ayakkabı, giyim ve aksesuar alabileceğiniz, ücretsiz çift taraflı kargo (müşteriye gönderirken ve müşteriden iade alırken) imkanı sunan sanal ayakkabı mağazası.</p>
<p><a href="http://www.siberseyyah.com/wp-content/uploads/2010/11/zappos-1.png"><img class="colorbox-72"  src="http://www.siberseyyah.com/wp-content/uploads/2010/11/zappos-1.png" width="50" height="100"/></a></p>
<p>Mesela alıp da beğenmediğiniz bir ayakkabıyı 365 gün içerisinde ücretsiz olarak geri gönderebiliyorsunuz. Amerika merkezli servisin ücretsiz kargonun yanı sıra, sipariş verdiğiniz ürünün en geç 2-3 gün içinde elinize ulaştırılması gibi mükkemmelliyetçi bir hizmet anlayışı da var. Yaklaşık 8 milyon üyesi olan sanal mağazaya telefonla 7/24 ulaşmak mümkün. Tony Hsieh, Zappos’u 7/24 açık bir ayakkabı mağazası olarak tanımlıyor.</p>
<p>Tony Hsieh, Zappos’u kurduğu 1999 yılından, Amazon’a sattığı zamana kadar geçen süreyi kısaca değerlendirdi. Bilinen pazarlama kurallarının aksine kendi inandığı ve benimsediği kuralları uyguladığını söyledi. Bunun gerçekten işe yarayıp yaramadığını görebilmek için ise 4 yıl arayla iki kez kapısını çalan Amazon’a bu yüzden red cevabı verdiğini de belirtti. Bugün Zappos’un durumuna bakılırsa Tony’nin hedefine ulaştığını çok net görebiliriz. Peki Tony Hsieh’in sırrı neydi?</p>
<p>Başarısının sırrını kendi ağzından olduğu gibi aktarıyorum:</p>
<p>“Başarımızın sırrı çalışanlarımıza değer vermekten ve 7/24 kesintisiz canlı hizmet veren müşteri servisimizden geliyor. Sunduğunuz ürün ne kadar mükemmel olursa olsun, eğer kaliteli bir müşteri hizmeti sunmuyorsanız, hedeflerinize ulaşamazsınız. Başarılı bir müşteri hizmeti için ise, mutlu çalışanlara ihtiyacınız var.</p>
<p>Kısaca başarının sırrı çok basit: Çalışanlarına değer ver ve iç dinamiklerini ortaya çıkart! Bizler çalışma arkadaşlarımızı seçerken çok ciddi süreçlerden geçiyoruz. İyi eğitimli olmalarının yani sıra varolan kadromuzla iyi geçinip geçinemeyeceklerini test ediyoruz. Oluşturduğumuz şirket kültürünü korumak için büyük çaba sarfediyoruz. İki haftalık oryantasyon sürecinin sonunda yeni iş başı yapacak çalışanımıza işten hemen ayrılması için 2000 dolar rüşvet teklif ediyoruz. Şimdiye kadar %3′lük bir kesim parayı almayı kabul etti ve işe başlamadan ayrıldı. Bu gibi değişik yöntemlerle çalışanlarımızın sadakatini ve bizimle çalışıp çalışmayacağının kararını veriyoruz.</p>
<p>Müşteri hizmetleri için biliyoruz ki birçok servis çağrı merkezini başka bir şirkete devrediyor. Amerika’daki bir servis için Hindistan’da bulunan çağrı merkezi ile görüşüyorsunuz. Tabi ki onlar da sorununuzu çözüyorlar ama biz Zappos olarak kendi alışveriş kültürünü iyi tanıyan empati kurabilecek şirket içi çalışanlarımız ile hizmet vermeyi tercih ediyoruz.”</p>
<p><a href="http://www.siberseyyah.com/wp-content/uploads/2010/11/zappos-2.png" class="lightview" title="zappos resim deneme başlık 2"><img class="colorbox-72"  src="http://www.siberseyyah.com/wp-content/uploads/2010/11/zappos-2.png" width="50" height="100"/></a></p>
<p>Peki Zappos çalışanlarına neler sunuyor?</p>
<p>» Amerika’da bir çok büyük şirketin yapmadığı kadar kapsamlı bir sağlık sigortası. (göz ve diş dahil)<br />
» Şehirde olan bir çok kulüp ve etkinlik için Zappos çalışanları için özel indirimler.<br />
» Ofis içerisinde her türlü ücretsiz yeme-içme, adil bir bonus programı – (yaklaşık bir yıllık maaşın %10’u)<br />
» Çalışanlarına belli zamanlarda ilgilendikleri konularda ve çalıştığı bölümleri kapsayan özel eğitimler.<br />
» Şirket çalışanlarıyla birlikte düzenlenen geziler ve aktiviteler.<br />
» Evden çalışma ve kılık kıyafet özgürlüğü</p>
<p>Tony Hsieh, müşteri hizmetlerinin yaşadığı birkaç olaydan da örnekler verdi. Bir müşterilerine zamanında gönderilmesi gereken ayakkabıları geri göndermediği için hatırlatma maili gönderiyorlar. Müşteri annesini kaybettiğini ve ayakkabıları geri göndermeye vakit bulamadığını açıklıyor. Bunun üzerine Zappos yetkilisi UPS’i arayarak ayakkabıları gidip geri almalarını bildiriyor. Müşterisinin kötü günler geçirdiğine şahit olan yetkililer, kadının evine taziye çiçeği gönderiyorlar. Dilden dile yayılan bir şehir efsanesine dönen olaya ek olarak, “Baska bir arzunuz var mı?” sorusuna “Hmm, çok acıktım pizza var mı?” diye yanıt veren müşterilerine gecenin bir yarısı olmasına rağmen pizza sipariş verdikleri de Tony Hsieh’in konuşmasında dile getirildi.</p>
<p>Tony Hsieh, Zappos’un ilk yıllarda ezbere yapılan pazarlama yöntemlerine başvurduğunu, fakat birçok hayal kırıklığı yaşadıklarını da ilave etti. Zaten servisin bundan sonra müşteri odaklı ve ağızdan ağıza yayılma stratejisini benimsediğini yukarıdaki örneklerle de tespit etmiş oluyoruz.</p>
<p>Bunların yanı sıra, şirket içinde ast-üst gibi bir kavramın olmadığını, zaman zaman başka departmanlarda çalışanların diğer bölümlerde görevler aldıklarını bildirdi. Örnek olarak çağrı merkezinde çalışanların belirli zaman aralıklarında, şirketin deposunda, uygulama geliştiricilerinin zaman zaman pazarlama bölümünde görev aldığını, böylelikle “Neler yapıyoruz?”, “Niçin böyle yapıyoruz?” gibi soruları daha iyi kavradıklarını düşünüyorlar.</p>
<p>Birbiri içinde uyumlu çalışan bölümlerin sonucunda Zappos Amerika’da iki yıl üst üste en iyi müşteri hizmetleri ödülünü alıyor. Aynı zamanda çalışanlarına yaklaşımı ile de Amerika’da hatırı sayılır yayınlardan bir tanesi olan Fortune Magazine, 2009 ve 2010 yılında “Mutlaka çalışılması gereken ilk 25 şirket” kategorisinde Zappos’u listeliyor. Zappos’un bunların yanında diğer e-ticaret servislerine nazaran hızlı tedarik ve mükemmel lojistik sunması da başarı sebeplerinden birkaçı. Zappos’un başarılı yükselişi, yakın takipçisi olan Amazon’un gözünden kaçmadı ve şirket 2009 yılında $807 milyon dolara Zappos’u satın aldı.</p>
<p>Konuşmasının sonunda yolu Las Vegas’a düşen Zappos müşterilerini havaalanından özel araçla aldırdıklarını ve çalışma ortamlarında ağırladıklarını söyledi. Hepimizi ofislerine davet etti. Aklınızda bulunsun eğer yolunuz Las Vegas’a düşerse Zappos’a uğramadan geçmeyin derim.</p>
<p>Tony Hsieh’in kendi hayatından kesitler sunduğu ve başarısının sırrını örneklerle anlattığı kitabı Delivering Happiness 7 Temmuz 2011′de Türkiye’de yayınlanacakmış. Gerek girişimcilere gerekse çalışanlara ışık tutacağına inandığım kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.</p>
<p>Buarada konusu açılmışken Sizce Türkiye’de çalışma şartları ve ofis kültürü nasıl? Çalışanlar, bu durumdan memnun musunuz? Diğer yandan Zappos gibi e-ticaret sitelerini kullanan kullanıcılar, verilen hizmetten memnun musunuz? Değerli yorumlarınızı bekliyoruz.</p>
<p><strong>Kaynak: </strong>webrazzi.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.siberseyyah.com/2010/11/09/zappos%e2%80%99un-basari-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>175 milyon üye, 30 milyar tweet</title>
		<link>http://www.siberseyyah.com/2010/11/07/175-milyon-uye-30-milyar-tweet/</link>
		<comments>http://www.siberseyyah.com/2010/11/07/175-milyon-uye-30-milyar-tweet/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Nov 2010 19:57:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mhersan</dc:creator>
				<category><![CDATA[İstatistikler]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[tweet]]></category>
		<category><![CDATA[twitter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.siberseyyah.com/?p=69</guid>
		<description><![CDATA[10 milyara yaklaşan Tweet sayısı 8 ay sonra 30 milyara dayanmış. Gigatweeter‘e göre Tweet sayısının 30 milyara ulaşmasına 6 gün var.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Twitter CEO’luğundan ayrılarak servisi geliştirmeye odaklanan Evan Williams, NY Times‘a verdiği röportajda Twitter’ın son durumunu paylaştı. Ev‘in verdiği bilgiye göre Twitter 175 milyon kullanıcıya ulaşmış durumda.</p>
<p>Web dünyasında çok sık rastlanmayan bir ilgiye maruz kalan Twitter, bilindiği gibi uzun süre servisi geliştirmekten ziyade ayakta tutmaya çalışmıştı. 3 yıl önce 503,000 üyeye sahip servisin, geçen yıl üye sayısı 58 milyon iken Williams bugün üye sayısının 175 milyonu ulaştığını dile getiriyor. Twitter’a günlük kaydolan kullanıcı sayısı ise 370 bin olarak hesaplanıyor.</p>
<p>Twitter’ın son aylardaki yükselişi de dikkat çekiyor.  Twitter son 2 ayda 30 milyon üye kazanarak günde ortalama yarım milyon üye almayı başarmış. 14 Eylül’de Twitter üye sayısı ise 160 milyon olduğunu hatırlarsak 1,5 ayda 15 milyon üyenin kaydolduğunu görebiliyoruz.</p>
<p>Tweetlere bakıldığında da Twitter’ın kullanışının da yükseldiğini görüyoruz. 3 Mart itibariyle paylaştığımız yazıda, 10 milyara yaklaşan Tweet sayısı 8 ay sonra 30 milyara dayanmış. Gigatweeter‘e göre Tweet sayısının 30 milyara ulaşmasına 6 gün var.</p>
<p>Türkiye’den üye sayısını net olarak bilmediğimiz Twitter’ın, ülkemizden aldığı günlük tekil trafik Google AdPlanner’a göre 250 bin civarında. Dünya genelinde ise günlük tekil ziyaretçi sayısı AdPlanner’a göre 20 milyona yakın iken, Compete 28 milyonun üzerinde gösteriyor.<a href="http://www.siberseyyah.com/wp-content/uploads/2010/11/Tweet-istatistik.png"><img class="alignleft size-full wp-image-70 colorbox-69" title="Tweet-istatistik" src="http://www.siberseyyah.com/wp-content/uploads/2010/11/Tweet-istatistik.png" alt="" width="640" height="230" /></a></p>
<p>Twitter üye sayısı açısından Facebook’un yanına bile yaklaşamasa da üretilen ve paylaşılan içerik açısından, kendi içinde ciddi bir güce sahip. Google TV’de  de yerini alan Twitter’ın, 2011′de yükselişine nasıl bir ivme ile devam edeecğini merak ediyoruz.</p>
<p><strong>Kaynak: </strong>webrazzi.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.siberseyyah.com/2010/11/07/175-milyon-uye-30-milyar-tweet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>58 inç&#8217;lik iPhone 4</title>
		<link>http://www.siberseyyah.com/2010/11/04/58-inclik-iphone-4/</link>
		<comments>http://www.siberseyyah.com/2010/11/04/58-inclik-iphone-4/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Nov 2010 12:45:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mhersan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[apple]]></category>
		<category><![CDATA[iphone 4]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.siberseyyah.com/?p=62</guid>
		<description><![CDATA[iPhone çılgınlığı sınır tanımıyor. Sizlere nerdeyse hergün iPhone&#8217;la ilgili yeni bir üründen bahsediyoruz. Bugün bahsedeceğimiz yeni ürün ise 58 inç genişliğinde dev bir masa ekran. Evet yanlış duymadınız aşağıdaki videoda...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><script src="http://shiftdelete.net/video/show/2684"></script></p>
<p>iPhone çılgınlığı sınır tanımıyor. Sizlere nerdeyse hergün iPhone&#8217;la ilgili yeni bir üründen bahsediyoruz. Bugün bahsedeceğimiz yeni ürün ise 58 inç genişliğinde dev bir masa ekran.</p>
<p>Evet yanlış duymadınız aşağıdaki videoda ve resimde <a href="http://www.siberseyyah.com/wp-content/uploads/2010/11/iphone4.png"></a>gördüğünüz ürün üzerinde yemek yiyebileceğiz veya çalışabileceğiniz bir masa. Fakat bu masanın üzerinde 58 inç genişliğinde çoklu dokunmatik desteği bulunan bir ekran bulunuyor.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong> shiftdelete.net</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.siberseyyah.com/2010/11/04/58-inclik-iphone-4/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ömür boyu iki milyon reklam izliyoruz&#8230;</title>
		<link>http://www.siberseyyah.com/2010/10/24/omur-boyu-iki-milyon-reklam-izliyoruz/</link>
		<comments>http://www.siberseyyah.com/2010/10/24/omur-boyu-iki-milyon-reklam-izliyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Oct 2010 18:45:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mhersan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Martin Lindstrom]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.siberseyyah.com/?p=59</guid>
		<description><![CDATA[Marka oluşturma konusunda bildiğimiz pek çok şeyi de yeniden yazmamız gerekiyor...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evet, hayatımız boyunca toplam iki milyon reklam izliyoruz. Günde  neredeyse bin reklamı izliyor, duyuyor, gözümüze çarpıyor veya okuyoruz.  Vurucu sorum şu: Dün izlediğin veya gördüğün üç reklamı hatırlıyor  musun?</p>
<p><a href="http://www.siberseyyah.com/wp-content/uploads/2010/10/manset_1010242144.png"><img class="alignleft size-medium wp-image-60 colorbox-59" title="manset_1010242144" src="http://www.siberseyyah.com/wp-content/uploads/2010/10/manset_1010242144-300x117.png" alt="" width="300" height="117" /></a>Ne yazık ki, çoğunluğumuz buna cevap veremiyor. Muhtemelen benim  yazımı okurken, karşınızdaki tv’de reklamlar dönüyor veya arabayla  giderken radyodan bir şeyler dinliyorsunuz. Aynı anda iki üç iş  yapıyorsunuz. Telefonla konuşurken film izlemek, arkadaşlarınla sohbet  ederken bilgisayardan chat yapmak gibi.</p>
<p>Ne yazık ki, beyin aynı anda iki iş yapma konusunda beceriksiz.</p>
<p>Pazarlamacıların en büyük buluşma konferanslarından biri kabul edilen  Perakende Günleri’nde bu konu tartışıldı. Bu sahada dünyanın en önemli  isimlerinden biri kabul edilen Martin Lindstrom, satış ve pazarlamanın  beyinle ilişkisini anlattı. <em>Buy-ology</em> kitabında da konuyu detaylı işlemişti. Sorun şu: Beyin satın alırken çoğunlukla gerçek olmayan gerekçelerle karar veriyor.</p>
<p>Bu irrasyonel kararın yüzde 85 gibi yüksek bir oran olduğunu da unutmayın.</p>
<p>Yetişkinler aynı anda 1,3 iş yaptıklarını söylerken, gençler aynı  anda 5,4 iş yaptıklarını söyleyebiliyorlar. Yürürken sakız çiğnemekten  bahsetmiyorum. Facebook’ta arkadaşıyla mesajlaşırken, matematik sorusunu  çözmeye çalıştığı ve tv’de dizi seyrettiği gibi&#8230; Ne yazık ki, beyin  bu kadar marifetli değil.</p>
<p>Bu konu pazarlamacıları veya marka sahiplerini niye bu kadar  ilgilendiriyor? Çünkü son yılların moda alışkanlıkları iPhone ve  Blackberry, sürekli elde ve diğer mesajları, algıları yok ediyor.  Markaların en büyük rakibi artık bu aletler. Amerika’da krizde bile  kuyruklar kurulmasını sağladılar. Veya genç bir kız elindeki son  parasını Louis Vuitton’a yatırabiliyor. Niye satın aldığını da bilmiyor?</p>
<p>Bu sabah uyanıp işyerinize geldiğiniz süre içinde yüzlerce reklamla  muhatap oldunuz ama kaç tane bilboard’u, kaç tane reklamı veya hangi  tabelayı hatırlıyorsunuz? Reklama ödenen onca para boşuna mı harcanıyor?</p>
<p>Lindstrom, beynin satın alırken gösterdiği reflekslere göre marka ve  ürün sahiplerine yeni yollar gösteriyor. Bu sadece reklamla bağlantılı  bir sorun değil. Yeni kurulan her 10 markadan dokuz tanesi bir yıl  olmadan kaybolup gidiyor.</p>
<p>Yeni nesil sadece aynı anda üç beş iş yapmaya kalkmıyor, ayrıca  sabırsız da. 5 sn. önce gönderdiği SMS’in niye cevaplandırılmadığına da  kızıyor.</p>
<p>Bir de mesaj bombardımanı içinde varlığını hissetmek için sadece  görsel bir mesaj yetmiyor. Duyularla bunu beslemek gerekiyor. En güçlü  algı görüntü değil duymak. Kulağın yeniden keşfedilmesi de demek  gerekiyor buna. Ama etkin olmak için her mağazanın ayrı bir kokusu, fark  edilir bir rengi, kendisine ait bir müziği veya cıngılı, bir hizmet  tarzı olmalıdır.</p>
<p>15 Mart 2010 günü <em>Wall Street Journal</em> gazetesi bir makale  yayımlandı. Makalede, sigara reklamı sebebiyle Marlboro’nun logosu  yerine barkodunun Formula-1 aracı üzerine işlendiğini ve bunun bile  yazıdan etkili olduğunu yazıyordu. Bu makale sonrası Marlboro hemen  barkodu kaldırmak zorunda kaldı. Gerçekten de Formula-1 aracını gören,  sigara içme ihtiyacı hissediyordu.</p>
<p>İkonlar günümüz ve gelecekte marka ve logoların yerini alacak. Sadece ikonlar mı? Ses, ışık, renk de öyle.</p>
<p>Marka oluşturma konusunda bildiğimiz pek çok şeyi de yeniden yazmamız gerekiyor:</p>
<p><strong><br />
» </strong>Tüketicinin aklında yer etmek isteyen markalar,  etkileyici bir hikâye anlatmalılar. Böylece tüketicinin aklında daha  uzun süre kalırlar.</p>
<p><strong>» </strong>Bir ritüeliniz olsun. Sosyal kampanyalar ve yeni alışkanlıklar edindirin.</p>
<p><strong>» </strong>Beyin gerçeküstü kararları seviyor. Tahtaya vurmak,  bilmediğinden korkmak vs. Bunu bilerek markaları konumlandırmakta fayda  var. .</p>
<p><strong>» </strong>Dolaylı iletişim daha etkili. “Beni al” şeklinde iletişim değil, gizli iletişim önemli.</p>
<p><strong>» </strong>Markayı oluştururken en güçlü duyunun ses olduğunu unutmamak gerekiyor. Bugün ise markaların yüzde 33’ü göze hitap ediyor.</p>
<p><strong>» </strong>Gelecekte logolar önemini kaybedecek. Yerini ikon, ses, renk ve dokunmaya bırakacak.</p>
<p><strong>» </strong>Rakibiniz güçlü ise, siz de güçlenirsiniz. Büyük düşündüğünüzü hissettirin.</p>
<p><strong>» </strong>Marka, aidiyet yaratmalı. Bunun için markaların ve  şirketlerin paylaşım siteleri, sosyal medya ve twitter gibi  uygulamalarla ilişkiler yoğunlaşacak.</p>
<p><strong>» </strong>Gizemli görünün. Coca-Cola, KFC gibi şirketlerin özel  açıklanmayan tarifleri var. Bunun için, şirketlerin de kimseyle  paylaşmadıkları sırları olmalı.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong> Fikri Türkel | <a href="http://www.taraf.com.tr/fikri-turkel/makale-omur-boyu-iki-milyon-reklam-izliyoruz.htm" target="_blank">Taraf</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.siberseyyah.com/2010/10/24/omur-boyu-iki-milyon-reklam-izliyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nöro pazarlama ile her türlü marka &#8220;din&#8221;leştirilir</title>
		<link>http://www.siberseyyah.com/2010/10/24/noro-pazarlama-ile-her-turlu-marka-dinlestirilir/</link>
		<comments>http://www.siberseyyah.com/2010/10/24/noro-pazarlama-ile-her-turlu-marka-dinlestirilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Oct 2010 18:28:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mhersan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Martin Lindstrom]]></category>
		<category><![CDATA[nöro pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.siberseyyah.com/?p=56</guid>
		<description><![CDATA[Yeni nesil tüketicilere ulaşma yolları...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span>Markayı kalıcı hale getirmenin ilk şartı markayı dinsel özelliklerle donatmak. </span></p>
<p><span>Her bir marka insan beyninde markayı çağrıştıran ikonlara sahip.</span></p>
<p><span><a href="http://www.siberseyyah.com/wp-content/uploads/2010/10/manset_1010242126.png"><img class="alignleft size-medium wp-image-57 colorbox-56" title="manset_1010242126" src="http://www.siberseyyah.com/wp-content/uploads/2010/10/manset_1010242126-300x136.png" alt="" width="300" height="136" /></a>Marka algılanmasında ses-görüntü ve sinerji bileşimi çok önemli.</span></p>
<p><span>Ses ve görüntü birleşimi duygusal çağrışımlara yol açıyor.</span></p>
<p><span>Markaların algısını artırın. </span></p>
<p><span>Her bir parçaya ait renk, grafik gibi ip uçları tek başına markayı hatırlatsın.</span></p>
<p><span>McDonalds, Coca Cola ve Apple vb gibi.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span>***</span></p>
<p><span>Pazarlamanın yeni hocalarından Lindstrom; nöro pazarlama olarak tanımladığı sunumu perakendecilere yol haritası olacak.</span></p>
<p><span>3 yılı aşkın bir sürede tamamlanan araştırmanın  sonuçları, küresel ekonomide yeni dönemin pazarlama yöntemleri hakkında  ipuçlarıyla dolu.</span></p>
<p><span>Araştırmanın sahibi Lindsrom, aynı zamanda dinlerle markaların benzerlikleri üzerine araştırma yapıyormuş. </span></p>
<p><span>Korku, kutsal hikayeler, hisler, aidiyet, gizlilik gibi dinlerin içinde yer alan özellikleri inceliyor.</span></p>
<p><span>İnsan psikolojisini ana damarından yakalamış;  dinlerin özelliklerini iyi inceleyin ve o özellikleri markanızda  kullanın diyor adam.</span></p>
<p><span>Yani &#8220;Markaları dinleştirin&#8221; demek istiyor.</span></p>
<p><span>Markanızın ilgi çekici bir hikayesi olsun.</span></p>
<p><span>Müşteride markaya karşı sorumluluk, vazife, aidiyet, korku oluşturun.</span></p>
<p><span>Uygun bir müzikle, renkle, görüntüyle markayı özelleştirin.</span></p>
<p><span>Neden?</span></p>
<p><span>Çok satmak, çok para kazanmak ve kalıcı olmak için.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span>***</span></p>
<p><span>İstanbul&#8217;da başlayan Perakende Günleri 2010  Zirvesi&#8217;nin ana konuşmacısı pazarlama dahisi olarak lanse edilen Martin  Lindstrom&#8217;du.</span></p>
<p><span>Buy.oloji (Satın Almaya Dair Bildiğimiz Her Şey  Neden Yanlış) kitabının yazarı geçen yıl Time dergisi tarafından  dünyanın en etkili 100 isminden biri seçilmiş.</span></p>
<p><span>Danimarkalı Martin Lindstrom 40 yaşında ama 12 yaşında kendi reklam ajansını kurmuş.</span></p>
<p><span>5 kitabı 40 dile çevrildi ve 60 ülkede satışa sunuldu. </span></p>
<p><span>Yılın 300 günü konferans veriyor.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span>***</span></p>
<p><span>&#8220;Sizin müşterileriniz çok hızlı, kimse sizi  bekleyemez. Her saniye onları düşünmelisiniz. Sadece &#8216;iki alana bir  bedava&#8217; gibi fiyat odaklı olmayın. Unutmayın mağazanın içinde saat  yönünde ilerleyen müşteriler yüzde 70 daha çok harcıyor. Bizim yeşil  senaryo dediğimiz yolu uygulamalısınız. Onlara dokunmalısınız. Yani  tüketicilerin duygularına hitap etmeli, eğlenceli olmalısınız. Yoksa  insanlar neden sizin mağazalarınıza gelmek istesin ki gider internetten  alışveriş eder.&#8221;</span></p>
<p><span>Perakendecilere &#8216;yeni nesil tüketicilere ulaşma yollarını&#8217; anlatan Lindstrom&#8217;un önerileri böyle.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span>***</span></p>
<p><span>Perakendecilere önerileri üç ana başlıkta topluyor;</span></p>
<p><span>1-Hijyen: Herkes hem dokunarak satın almak hem  de temiz olsun istiyor. Türkiye&#8217;de insanların yüzde 92&#8242;si raflardaki  dergilerin ikincisini alıyor. Çünkü ilkinin okunup kirlendiğini  düşünüyor. Aynı şekilde rafta kalmış son ürünü de kötüdür diye almak  istemiyor.</span></p>
<p><span>2-Ses: Markanızın sesi, dokusu, şekli ritüeli  olmalı. Pixar ekibi tarafından çekilen Wall-e adlı çizgi filmde  kullanılan ses Apple&#8217;ın açılış sesi. O anda kimse bunu farketmez ama  Wall-e&#8217;yi sevdiği için dolaylı olarak markanın sesini duyunca benimser. </span></p>
<p><span>3-Renk: Renk, markayı anlatmalı. Mesela Mc  Donalds reklamlarında logo ve isim pek kullanmaz ama turuncu rengi  gördüğünüzde Mc Donalds akla gelir. Kırmızı bir marka rengidir ve hep  sigarayı çağrıştır. Eğer rengi bir ton açarsanız hiçbir şey ifade etmez.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span>***</span></p>
<p><span>Pazarlama yöntemleri insanoğlu&#8217;nun zihinsel dünyasının derinlerine kadar inmiş.</span></p>
<p><span>Lindstrom&#8217;un tesbitlerine devam edeceğiz.</span></p>
<p><span><em>İlim servetten üstündür; çünkü serveti sen korursun, ilimse seni korur. Hz. Ali</em></span></p>
<p><span><strong>Kaynak: </strong>Yaşar Süngü | <a href="http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=22.10.2010&amp;y=YasarSungu" target="_blank">Yeni Şafak</a><em><br />
</em></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.siberseyyah.com/2010/10/24/noro-pazarlama-ile-her-turlu-marka-dinlestirilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peki ya insan?</title>
		<link>http://www.siberseyyah.com/2010/10/24/peki-ya-insan/</link>
		<comments>http://www.siberseyyah.com/2010/10/24/peki-ya-insan/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Oct 2010 17:54:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mhersan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[üstün dökmen]]></category>
		<category><![CDATA[saygı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.siberseyyah.com/?p=52</guid>
		<description><![CDATA["Yere düşen ekmeğin üstüne basan insan görmedim ama yere düşen insanı tekmeleyen çok kişi gördüm"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Üstün Dökmen &#8220;Yere düşen ekmeğin üstüne basan insan görmedim  ama yere düşen insanı tekmeleyen çok kişi gördüm&#8221; diyor&#8230; Saygılı  olmaktaki kusurlarımızı şöyle anlatıyor:</p>
<p>- Birbirimize saygılı olma konusunda 3 tip temel hatamız var&#8230;</p>
<p><a href="http://www.siberseyyah.com/wp-content/uploads/2010/10/manset_1010242113.png"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-55 colorbox-52" title="manset_1010242113" src="http://www.siberseyyah.com/wp-content/uploads/2010/10/manset_1010242113-150x150.png" alt="" width="150" height="150" /></a>Avrupa&#8217;da yaşayan vatandaşımız, orada yerlere çöp atmıyor ama Kapıkule&#8217;den girer girmez yerlere tükürmeye, çöp atmaya  başlıyor. Niye burada böyle yapıyorsun diye sorulduğunda, herkes böyle yapıyor diyor. Kendi fikri olmayan insanın duruma göre hareket etmesidir bu.</p>
<p>İkinci hatamız, adama göre davranmamız. Karşımızdaki adam iri yarıysa, &#8216;Buyur Abi&#8217;, diyoruz, ufak tefekse, &#8216;Ne var lan!&#8217; diyoruz. Oysa ki, insanların onuru birbirine eşittir.</p>
<p>Üçüncü hata, keyfimize göre davranmak. Keyfimiz yerindeyse eve girerken &#8216;Merhaba millet&#8217; diyoruz, değilse surat asıyoruz. Oysa keyfimiz yerinde olsun olmasın insanlara saygılı davranmak zorundayız.</p>
<p>Diyorum ki, yerdeki ekmeğe saygılı olma konusunda ülkemde mutabakat var, kimse basamaz, ayağıyla dürtüklemez ya da öper, koyar bir kenara.</p>
<p>Ekmek nimettir kabul, peki insan nimet degil mi?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.siberseyyah.com/2010/10/24/peki-ya-insan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Cimri değil mütevaziyim”</title>
		<link>http://www.siberseyyah.com/2010/10/21/cimri-degil-mutevaziyim/</link>
		<comments>http://www.siberseyyah.com/2010/10/21/cimri-degil-mutevaziyim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Oct 2010 10:55:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mhersan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[cemalettin sarar]]></category>
		<category><![CDATA[sarar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.siberseyyah.com/?p=48</guid>
		<description><![CDATA[Eskişehir'de 14 yıllık otomobile binen, fabrikasının bahçesindeki evde yaşayan, giyeceği takım elbiseleri parça kumaşlardan diktiren Sarar Şirketleri Başkanı Cemalettin Sarar'ın mütevazi yaşamı şaşırtıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir&#8217;de faaliyet gösteren fabrikaları ile dünya genelindeki mağazalarında 5 bine yakın işçisi bulunan Sarar, Türkiye&#8217;nin önde gelen iş adamlarından birisi olmasına rağmen lüks yaşamı sevmediğini belirterek, zaman zaman yakın çevresi tarafından eleştirilse de mütevazi bir hayat yaşamayı tercih ettiğini kaydetti.</p>
<p>Sıfırdan bugünlere geldiklerini, dünya markası olma yolunda emin adımlarla ilerlediklerini ifade eden Sarar, şöyle konuştu:</p>
<p><a href="http://www.siberseyyah.com/wp-content/uploads/2010/10/cemalettin_sarar.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-51 colorbox-48" title="cemalettin_sarar" src="http://www.siberseyyah.com/wp-content/uploads/2010/10/cemalettin_sarar.jpg" alt="" width="272" height="204" /></a></p>
<p>&#8221;Lüks yaşama her zaman karşı oldum. Dün  de karşıydım bugün de. Bir lirayı bile harcarken 50 kere düşünürüm.  İsrafı sevmem, hava atmayı hiç sevmem.</p>
<p>Yeni otomobile binmiyorum. 1996 model iki arabam var. Biri 400 bin, diğeri 180 bin kilometrede. Şoför çalıştırmam, arabalarımı kendim kullanırım.</p>
<p>Yurt dışına gideceğim zaman İstanbul&#8217;a mal götüren kamyon, minibüs ne bulursam atlar giderim. Şoför mahallinde arkadaşça, ağabey kardeş anlata anlata gideriz.</p>
<p>Yolda birer çorba, çay içeriz. Sabah aracın şoförü beni havalimanına bırakır, uçağa binerim. Uçakta da ekonomi sınıfında seyahat ediyorum. Business yok. Business ile uçmamıza gerek yok. Ben de gurur, kibir yok.&#8221;</p>
<p><strong>&#8221;60-80 Avroluk otellerde kalırım&#8221;</strong></p>
<p>Sarar, halkın ve çalışanlarının arasında mütevazi bir hayat yaşadığı belirterek, yemeğini de çoğu zaman fabrikadaki işçi yemekhanesinde çalışanlarıyla birlikte yediğini bildirdi.</p>
<p>Cemalettin Sarar, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8221;Yurtdışına gittiğim zaman da lüks otelde kalmam. 60-80 Avroluk otellerde kalırım. Malikanede, şato gibi evlerde, suit dairelerde değil, fabrikamın bahçesindeki evde yaşıyorum. Ziyaretime gelenler şaşırıyor. Çok mutluyum, hayatımdan memnunum.</p>
<p>Ceket, gömlek üretiyoruz diye ceketi, gömleği eskimeden atacak değiliz. Yıllardır kullandığım kravatlarım var.</p>
<p>Kilo aldığım zaman yeni takım almam, dar gelen takımı bedenime göre ayarlatırım. Ara sıra yeni takım elbise de alıyorum. Ama nasıl? Parçalardan kendime takım elbise diktiriyorum.</p>
<p>Atalarımız, büyüklerimiz (adam akıllı düşün, ondan sonra harca, harcanacak yerde harca, harcanmayacak yerde harcama) diye nasihat ederdi.</p>
<p>O nasihate uygun yaşıyoruz. Bu cimrilik değil. Kimse bana (cimri patron) demesin. Yediğime, içtiğime dikkat ederim. Misafirim geldiğinde de en lüks yere götürürüm. Söz konusu kendim olunca mütevaziyim.&#8221;</p>
<p><strong>Kaynak: </strong>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.siberseyyah.com/2010/10/21/cimri-degil-mutevaziyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

